ahşap oyuncak-mağaza

Tahta oyuncak, akıl oyunları, tahta kitler, yapı tuğlaları, müzik çanları için... www.ahsapoyuncak.web.tr

10 Eylül 2014 Çarşamba

3-T, alternatif eğitim, Montessori ve Waldorf



T-istasyonu bir farklı öğrenme, etkileşim  biçimi. T lerin baş harfi olduğu bazı aktivitelerden oluşuyor.. 
T lerle aynı  zamanda küçük çocuğun öğrenmesini anlatıyorum. Çocuk yetişkini veya kendinden büyüğü takip ediyor örneğin soma küp oynarken, sonra parçalara dokunuyor (touch), tutuyor, test ediyor,      tekrarlıyor, taklit ediyor, kimi zaman  tüme tamamlıyor, tatbik  ediyor,  tekrar tekrar yapıyor.
"T lere takıntılı toyuncakçı teyze" diye adlandırsam da kendimi, "T lere takıntılısın" dendiğinde de alınıyor, kendimi ifade etmeye çalışıyor, ama oyunun içine girmeyince de anlatamıyorum. Ve bir şeyi yapmadan,hele hele bir oyunu  sadece kelimelerle ifade etmenin ne kadar zor olduğunu görüyorum. 


“T-lere takmışsın sen” dedi çok yakın dostum.
 Bana yakın insanların bile bunu böyle görmesi, şu taktıklarımı, takıntılı halimi  bugün biraz daha açık anlatmaya çalışmama vesile oldu.
Aynı zamanda yaptığın iş “marjinal” demişti, ben alternatif eğitim metotlarını tanıtmak istediğim için. O konuda da haklıydı. Uzun yıllardır alternatif eğitim hakkında çocuklarımın okul, anaokuluna başlamasıyla ve alternatif eğitim derneğinin içinde yer almamla, ve annelerin girişimi oyunevimizle,  ve "Gel Oyna"ile
 epeyce bilgim, tecrübem oluşmuştu. Fakat artık geldiğim nokta şuydu.  Türkiye’de alternatif eğitim veren okullar, bunu bilen anne-babalar yavaş çoğalıyordu, ama bunu topluma yaymak yani özel ve marjinalden çıkarmak için, okulların öğretmenlerinin de   bu metotlardan da yararlanarak eğitimin özenle  iyileştirilmesi için çok az çaba gösteriliyordu. 
Dolayısıyla mevcudun daha iyileştirilmesi, ya da mevcuda artı değer katacak oluşumların var olması önemliydi. Aksi takdirde özellikle devlet okulu-özel okul arasındaki, ve bunların kendi aralarındaki makas gittikçe açılıyordu, eğitimde fırsat eşitliğini gözardı etmemek gerekiyordu fırsat eşitliği pek güzel bir kelime olmasa da, genelde bilinen bir kavaram). Ayrıca eğitime eleştirel bakabilmeyi, ama alternatif eğitim modelleri ve uygulamalarını da eleştirel gözle ele almamız gerekmekte.
Önce şöyle söyleyeyim. Şu benim T-istasyonundaki “T” harfi tamamen tesadüf, yapmak istediğimi, iletmek istediğim mesajları aktarabilmek, ve tabii oynatmak, oyunun  sihirli gücünün anlaşılmasını sağlamak  için keyifli bir anlatım tarzı.
"Bir derste, bir seminerde, bir konuşmada sıcak, olumlu, neşeli, keyifli ve tabii ki oyunlu bir şekilde bir konuya girersen, ondan sonra ortaya çıkan katılımcıların da  süreçte daha sakin, daha olumlu, daha yaratıcı, daha güvenli, işbirlikçi  hareket etmeleri, etkinlik dışına da taşımaları, sürdürülebilir kılmaları sağlanıyor" denmekte yetişkinler için. 
Bugün psikologlar, pedagoglar, sosyologlar benim dediklerimi belki farklı şekilde anlatıyorlar, ama genelde birbirinden kopuk şekilde.  Ben ise oynatıyorum, gösteriyorum ve bunun dışında da başka bir anlatım dilinin olacağını gösteriyorum, T ile birbirinden çok farklı gibi görünen birçok olgunun birlikteliğinin anlaşılmasını, kendini katılım esnasında aktif ve  “içinde” hissetme , kendiliğinden katılımcı olma halinin, etkinlik veya anlatım dışına da çıkmasını sağlamaya çalışıyorum.
Sorarsınız   hedefim bu muydu, “hayır” cevabım, ama bunun çok küçük bir parçasıydı , 2-3 oyun istasyonu idi,  T ile başlıyorlardı tesadüfen, top, topaç, tangram   tek başına ve topluca oynanan tarihteki en eski oyunlar. Gelişti; tarihi, arka muftağı, toplumsal faydası  benim gözümde hergün daha fazla değer kazandı, ama sanırım ne anlatmak istediğimi, ne faydası olacağını, olduğunu pek iyi anlatamadım.
T-istasyonunun farklı oyun, sanat ve zanaat  istasyonları var (resimlemiyorum, biliyorum yazıyı çok daha etkin kılacak olmasına rağmen)
Topaç: Tarihi, kelime anlamı, çeşitleri, renkleri, renklendirmeleri, döndürmeleri, dans ettirmeleri hep oyunun içinde. Kelimelerin köküne de iniyoruz. Kelimeleri şekillerle, tarihle ilişkilendiriyoruz. 
Tahta, Testere, Torna: Topaç nasıl yapılıyor? Testere ne zaman kullanılıyor? Talaş ne işe yarıyor? Bir oyuncak olana kadar kullanılan ağaçtan (tree) başlayarak, tahtanın önce insan elinde sonra teknik,  makine ve teknolojiyle şekillenmesi, tasarlanması..Tarihten günümüze zanaati mercek altına alma..
Taş, Toprak, Tuğla: Tuğla işlenmiş bir malzeme…Zanaatle. Taş, toprak, tuğla inşaatta kullanıyor, nefes alan yapılar da konumuz ve bol bol toprakla, minik tuğlalalarımızla, taşlarla çalışıyoruz ve oynuyoruz.
Tasarımda  kalıcı ürünler tasarlanıyor, tarihteki oyun, oyuncak tasarımlarına yer veriliyor.
Ton, Tını, Tanı ile sesler, renkler, notalar birleşiyor, doğadaki çeşitlilik gibi, insan çeşitliliği gibi. 
Tabiaattan tükettiklerimizde doğanın temposuyla, en doğal yetişen tohumdan, tarladan, taşıtlarla, tezgaha, tabağa  tazelik çeşitli tahmin oyunlarıyla süsleniyor.
Ve ana istasyonların başka bir çatısı daha var…
.
3   T miz,    “tek başına”, “topluca”, “takılarak

TEK BAŞINA:
“tek başıma (kendi başıma) yapmama yardım et” Maria Montessori….Adı tarihe Montessori pedagojisi ve Montessori okulları ile geçmiş, İtalya'nın ilk kadın doktoru. Çalışmalarını zeka geriliği olan çocuklarla başlatmış. Soyut-somut ilişkisini kurmak için çeşitli didaktik materyaller geliştirmiş. Burada özellikle son dönemde Türkiye’de okul öncesi eğitimde popülerleştiğine dikkat çekmek istiyorum.  Montessori pedagojisinden biz de esinleniyoruz, istasyonlar arasında çocuk kendi seçerken örneğin, Montessori okullarında da hangi materyalle ne zaman çalışacağını çocuğun seçtiği gibi. Ama Montessori metodunu da mercek altına alıyoruz. Tabii oyunda değil, T-istasyonunu yetişkinlere anlatırken.
  Montessori pedagojsinde didaktik eğitim materyalleri kullanılıyor, kolaydan zora doğru çocuklar çalışıyorlar, konsantre oluyorlar farklı yaş grupları  ve hatta zihinsel engelliler aynı sınıfta öğreniyor.  Çoğu tahtadan da olsa yapılandırılmış materyaller bunlar. 
“oyun” yok, yerine çalışma deniyor, çocuklar bir öğrenme, çalışma disipli içindeler.  Montessori’de, masal da yok .…Rekabet yok Montessori’de, ama kendi kendinle rekabet etme durumu var. Çalışmak ve özdisiplin hakim, herkes kendi temposuna göre çalışıyor. Çocuğun merak etmesi, harfleri, sayıları da merak etmesine sebebiyet veriyor, çünkü onlardan dokunarak hissedecekleri şekilde sınıfta var. ve hep düzen, çocuklar düzeni seviyor. Ve çabuk okuma  yazma sökülüyor. Ama çocuğun erken okuma yazma öğrenmesi yaratıcılığını kısıtlamıyor mu?
 Öğretmen gözlemci konumunda.  Notla değerlendirme , ders kitabı yok.
T-istasyonu da bir öğrenme yolu. Ama okul dışında ve yetişkinlerin de katılabileceği şekide bir öğrenme biçimi, öğretmenlerin de çocukların eğitiminde değerlendirecekleri. T-istasyonunda ise “oyun” hakim tüm etkinliklere, ama beş duyunun eğitimi Montessori’deki tek başına öğrenilmesine, yapılmasına yardımcı oluyoruz.. Ana oyunlarımız ise Tangram türevi akıl oyunları,  soma-küp örneğin. Fakat bize Montessori pedagojisindeki gibi sadece yapılması gerektiği şekilde kullanmıyoruz eğitim aracını,malzemeyi,  onların çok daha farklı şekillerde kullanılmasını, hikayeler de yaratılmasını, fark destekliyor, iletişim becerilerini güçlendirici şekilde de çalışıyoruz.
  Dolayısıyla örneğin “tek başına” istasyonunda çok kullandığımız soma-küp oyunumuz, yetişkinlere “yaşam dönüşümdür” anlatımına veya bir hırsızın parçaları ararken yapılacak şekli veya tuttuğunuz şekli görmeden nasıl tarif edileceğine, bununla hikayeler kurulmasına, hareket edilmesine, oyun, drama katılmasına ama aynı zamanda yetişkinlerin “yaşam dönüşümdür” sözlerinin  ucu açık oyun, deneyimlerle birlikte  ile ilgili merak edilmesine, yapılanın önemsenmesine dönüşebiliyor. Montessori eğitiminde didaktik materyallerin yaratıcılığı destekleyecek şekilde kullanılması gerektiğini düşünüyorum. Ve kendi işine konsantre olup, etrafını görememe halinin kötü sonuçlar vereceğini düşünüyorum. Montessori pedagojisindeki gibi ayrıştırma, yarıştırma, sınıflandırma,  şimdiki yaşamla ilişkilendirince toplumsal açıdan fazla yararı olmadığını, hatta niyetle alakalı olarak olumsuz olacağını da  görüyorum, bireysel faydanın  toplumsal fayda ile birlikte düşünülmesi gerektiğini , ve bireyde özgüven duygusunu geliştireyim derken, onu  hem yanlızlığa, ama etrafındakini görememeye, dokunmamaya  itebileceğini düşünüyorum.   “Faşist İtalya’da Maria Montessori- Helene Leenders ” kitabında da , birçok başka uzman yorumlarında da Montessori ve Montessori pedagojisine eleştirel bakılabiliyor..  Montessori pedagojisinden yararlandığım, çok beğendiğim bir dönem de oldu, buna ait yazım:yaşayarak öğrenme- Montessori

Klarla anlatım:
"Kendi başıma Keşfetmeme Yardım et. Ama bunun için bana Kaynak göstermen gerek. Esin kaynakları, güzel estetik ve oyun değeri yüksek oyuncaklar örneğin, doğa ve sanat. "Ben güzeli, iyiyi tanıyarak büyüyeyim."Kitapları sevdir bana, keyif versin yapılan hem sana hem bana" Akıl küpü olmak istemiyorum. kabullen beni de kendini de olduğun gibi" diyor çocuk.  

TOPLUCA (TOGETHER):
Topluca                hareket etmek, topluca tasarlamak, topluca üretmek, birbirinin özelliklerini dikkate alarak, büyük küçük, hangi kültür ve sosyo-ekonomik grubundan olursa  olsun birlikte üretmek…Oyunlarımızın esasında bu yatıyor, rekabetin olmadığı birlikte hareket edilen, konuşulan,  karar verilen oyunlar..Oyunlarda aynı zamanda "birarada durmak", "etkileşim" "esneklik" "farklı yönlerden bakmak"...yetişkinlerin de katılabildiği çalışmalarda oyunla bu kavramların önemini ve yaşamda uygulama şekillerini  aktarabiliyoruz..

Klarla anlatım:
Küresel düşün, yerel davran. Komunikatif ol, kooperatif ol, co-creatifvol. IQ sadece kendin için biir şey ifade etmiyor, WeQ birlikte büyüyelim, birlikte iyiyi, doğruyu yapalım. Karar verirken, kuralları koyarken, kulak ver We(biz) e. Keyifli olsun oyunla, sanatla birlikteliğimiz, örnek olalım.


TAKIL
İyiye, güzele takıl.....Aklın takılsın derinine, deş, kurcala, araştır.. Merakını, tutkunu kaybetmek

K Larla anlatım.
Katıl, kat, kazan-kazandır (sadece maddi olarak değil) , öğretirken öğren
Bir öğretmenin rol model olduğunu, bir anne-babanın da rol model olduğunu unutmamak gerek. Waldorf pedagojisinde örneğin anaokulunda  öğretmen  güzel bir çalışma yaptığı takdirde (örneğin kestanelerle ya da tahtalarla süsleme yapmak, ya da ekmek yapmak) çocuklar da katılırlar, takılırlar. Fakat herbir çocuk kendi karar verir, ne zaman ne şekilde katılacağına, ne şekilde durup izleyeceğine veya yapacağına…Bizde “yetişkinlerin oynamaması yasaktır”, çünkü oyunlarımız aynı zamanda yetişkinler içindir, ve yetişkinler kendi için de oynadıklarından, oyunda “mış” gibi yapmazlar, ve yetişkinlerin bu doğal halinden çocuklar olumlu etkilenir. Waldorf pedagojisinde örneğin öğretmen masada el işi yaparken, ekmek yaparken, çocuklar takılır, katılılırlar.
 İtalya'nın Reggio Emilia bölgesinde oluşan Reggio Emilia yaklaşımında da anaokullarında büyük alanlar mevcuttur, Piazzalar öğretmen ve çocukların, yani yetişkinlerle çocukların buluşma alanlarıdır. Sanatçı estetik, içten çalışır, çocuklar için çok önemli rol modeldirler.  Çocuklar iyi ve güzele takılmalırlar, Waldorf'da olduğu gibi.
 Ve tekdüzelikten çıkıp, birşeyin daha derinine inmek, tanımak gerek. Yine Reggio Emilia'da öğretmen aynı zamanda "öğrenen" konumundadır.



T ile ilgili:
Baş harfleri tekrarlanacak şekilde metinde kullanmak ...T li sözcükleri kullanmak, “aliterasyon” deniyor, kelimeleri akılda tutmaya yarıyor. Bunlar kafiyeli sözlerle de olabilir.  Burada harfleri, heceleri kullanarak çeşitli oyunlar üretmenin, bu oyunları evde, yolda, her yerde oynamak için birkaç ipucu veriyorum.
 T oluyoruz kimi zaman tek başımıza vücudumuzla, kimi zaman hep birlikte elele vererek. Tarihe, takvime gidiyoruz, 12000 yıl önceki ilk tapınak Göbeklitepe ile, taşlarla, topraklarla örtülen dikilitaşları hayalimizde yaşatıyoruz, tekniğin, teknolojinin gelişmediği devirlerdeki işbirliğini görüyoruz, tüketime karşı  tüm çeşitliliği içine katarak üretmek, türetmek, hayal etmek, umut etmek, iyiyi, güzeli düşünmek.”T” ile anlatılmak istenen, ama bu kimi zaman örneğin M de K da olabiliyor…
İpuçları:  .merak, .mekan, .mahalle, muhtar, merkez, meclis, memleket, mandala, mangala

Celestin Freinet, Sigmund Freud, Friedrich Fröbel..."Fr"lerimiz..psikolojiye, pedagojiye, sosyolojiye damga vuran kişiler...ve Türkiye'de görüşleri, yaptıkları maalesef pek bilinmemekte..

 Alternatif eğitim metodlarının tarihi epeyce eski. Tüm bu anlattıklarımı, irdelediklerimi   bilimsel araştırmalara, uygulamalara da dayandırmak mümkün, bu bağlamda son günlerde psikiyatrist  Prof. Dr. Manfred Spitzer’i, Prof. Dr. Gerald Hüther'i   takip ediyorum. Sosyolog Richard Sennett'in "zanaatkar" ve "beraber" kitabı da beni ayrıca etkilemiştir.
Bu söylediklerimi sıksık dile getiriyorum, kafanıza  takılmasın sakın, ama araştırın, düşünün ve tabii ki oynayın, oynatın, tanıyın, taşıyın yaşamınıza, yaşamlara...                                                                                                                

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme